Shinichi Suzuki: Bir Biyografi Taslağı

Dr. Evelyn Herman

Düzenleyen: Joseph McSpadden

Amerikan Suzuki Gazetesinde yayımlandı, V26#1.Suzuki Ailesi’nin Geçmişi Shinichi Suzuki, 17 Ekim 1898’de seçkin bir samuray ailesinin oniki çocuğundan üçüncü olarak Nagoya, Japonya’da doğdu. 1871’de Japon feodal sistemi kaldırıldıktan sonra, birçok samuray ailelerinin geçimini sağlamakta zorlandılar, ve bu sebepten dolayı Shinichi’nin babası Masakichi üç telli müzik enstrumanı samisensi üreten bir fabrika kurdu.

17. yüzyılda Japon limanları dış ticarete kapandığında, bütün batı müzik enstrumanları yasaklandı. 1853’de limanlar tekrar açıldı, fakat Japonya’ya az sayıda enstruman ithal edildi. Masakichi, bir kolej profesörün evinde bir keman gördü ve kemanı eve götürmek için izin aldı. Enstrumanın üstüne çizimler yaptı, ve bir sonraki yıl, 1888’de ilk kemanını sattı. Yirmi-iki yıl sonra Suzuki’nin keman fabrikası yılda 65.000 kaliteli keman üretmeye başladı.

Shinichi’nin İlk Öğretimi

Fabrika evlerine çok yakın olduğundan, Suzuki’nin çocukluğu hemen hemen orada geçti, ve çoğu zaman atılmış kemanlarla oynadı. Shinichi, Mischa Elman’nın kaydını dinleyene kadar, bir kemanın ne kadar güzel sesi olduğunu bilmedi. Elman’ın ünlü sesi, Shinichi de keman çalma tutkusu uyandırdı. Fakat babası bu enstrumanı çalmasına izin vermedi çünkü sanatçı olmak, onların yaşam standartlarının altında olarak kabul edilirdi. Masakichi, eğer oğlu müzik istiyorsa, birini ona çalması için tutması gerektiğini düşünüyordu. Bu sebepten dolayı Shinichi çalmayı kendi kendine öğrendi.

Geleneksel devlet okulu eğitiminden sonra, Shinichi babasının işlerine yardım etmek amacıyla ticaret okuluna devam etti. Fabrika da çalışırken, Shinichi kendini hasta hissetti ve iyileşmek için üç ay Okitsu’ya gitti. Orada Yanagida ailesiyle tanıştı. Bay Yanagida, Marquis’in Tokugawa’da okul arkadaşıydı. Marquis, Chisima adasına biyolojik bir gezi planlıyordu, ve Bay Yanagida Shinichi’nin de bu geziye katılmasını sağladı. Bu grubun arasında, tanınan piyanist Nobu Koda, Chisima’ya ilk ayak basan Japon olan ağabeyinin onuruna davet edildi. Shinichi, Bayan Koda ile birlikte müzik çalabilmek için yanında kemanını da götürdü. Bayan Koda ve iyi müziğin hayranı Marquis Tokugawa, genç Suzuki’yi ciddi bir şekilde keman çalması için teşvik ettiler. Suzuki’nin babası, bu fikre çok sert bir şekilde karşı çıktığından dolayı, Marquis’ın, Shinichi’ye kendisiyle beraber Tokyo’ya gelmesi ve keman çalışması teklifini geri çeviremedi.

Suzuki Almanya’da

1921’de Marquis, Suzuki’nin Almanya’da, Prof. Karl Klinger’in öğrencisi olduğu Berlin Konservatuvar’ında okumasını ayarladı. Orada kaldığı sekiz yıl boyunca, Suzuki, daha sonradan akıl hocası da olan Dr. Albert Einstein’la arkadaşlık kurdu. Einstein, başarılı bir kemancıydı, ve çoğu zaman, evinde, çeşitli alanlarda ün salmış arkadaşlarıyla oda müziği geceleri düzenlerdi. Hepsinin ortak noktası nazik ve modern kişiler olmaları, ve aynı zamanda müzik aşkını paylaşmalarıydı. Einstein, Suzuki’ye müzik eğitiminin, bir kişinin herhangi bir alandaki öğrenme kabiliyetini nasıl keskinleştirdiğini öğretti. Einstein, günümüzde bilinen izafiyet teorisini tasarladığında sadece onaltı yaşındaydı. Daha sonra “Benim keşfim müziksel algının bir sonucudur.” diye belirtmişdi.

Berlin’de, Suzuki, konserlere ve yerel evlerdeki müzik gecelerine katıldı. Bu ev konserlerinin birinde, Suzuki, ileride karısı olacak, genç, alman bir şarkıcı Waltraud Prange ile tanıştı. Beraber, Busoni, Schnabel, Kreisler, ve Busher ve Klingler kuartet konserlerinin yanı sıra Furtwangler, Bruno Walter ve Richard Strauss’un yönettiği Berlin Filarmoni’de birçok dinletiye katılmışlardı.

Almanya’da bulunduğu yıllarda, Suzuki bir yetişkin olarak almancayı öğrenmede zorlanırken, alman çocuklarının birbirleriyle olan sohbetlerinde hiç zorlanmamalarına hayret etmişti. Çocukların, heryerde anadillerini akıcı ve hatasız konuşabildiklerini farketmeye başladı. Bu gerçek, hayatında ki çalışmalarının temeli olmuştu – çocukların, kemanı çalmak gibi diğer zor becerileri başarmak için, anadillerini hangi yöntemlerle öğrendiklerini bulmak amacıyla araştırdı.

Anadil Yaklaşımının Başlangıcı

1929 tarihinde Suzuki, karısı Waltraud ile Japonya’ya geri döndü. Daha önceki yıllarda Japonya’da meydana gelen ekonomik bunalım, Suzuki ailesinin serveti üzerinde de etkisini gösterdi, ve genç çiftin Japonya’daki ilk yılları zorluklarla geçti. Üç kardeşiyle birlikte, Suzuki yaylı çalgılar kuarteti oluşturdu ve Japonya genelinde konserler verdi. Aynı zamanda, Emperyal Konservatuar’ında öğretmeye ve kendisine gelen bir kaç genç öğrencisiyle beraber çalışarak, çocukların eğitimi için yeni fikirler geliştirmeye başladı. Suzuki, onlara geleneksel azarlama ve zorlama yöntemiyle değil, sevgiyle ve güzel müziği dinlemeyle keman çalmayı öğretti.

Zamanla, Suzuki’nin yeni öğretim metodları hakkında ki söylentiler yayıldı ve sınıfında ki genç öğrenci sayısı arttı. Öğrencilerinin performansları ilgi çekmeye başladı, fakat çok az insan, Suzuki’nin ‘yeteneğin doğuştan olmadığı ve her çocuğun iyi çalması için eğitilebileceği’ düşüncesini anladı.

Savaş Yılları

İkinci Dünya Savaşı’nın ilerlemesiyle Suzuki’nin çalışmaları yarıda kaldı ve Suzuki Tokyo’yu terketmek zorunda kaldı. Suzuki Japon Alp’leri bölgesinde, babasının fabrikası için odun elde etmeye ve daha sonra da ucaklar için tombaz yapma işine girdiği zaman, Waltraut, savaş sırasında almanlar için kullanılan tutsak bölgeye gönderildi. Suzuki, kızkardeşi ve onun çocuklarıyla beraber yaşadı, ve sık sık, çocukların yemesi için aç kaldı. Bu süre içinde o kadar vitaminsiz kaldı ki, çok hasta oldu ve neredeyse ölüyordu. Suzuki, bu süre zarfında ki kötü beslenmenin yarattığı sindirim problemlerinden tüm hayatı boyunca çekti. Savaşın ardından, para az bulunuyordu ve Waltraut, Yokohama’da ki Kızıl Haç’da iş bulduğu için çok mutluydu. Çalışma süresince tüm aile için gerekli finansal desteği sağladı ve haftasonu ziyaretleri hariç, Suzuki’den, sonraki on yıl boyunca ayrıydı.

İkinci Dünya Savaşı, Suzuki’nin ailesi de dahil, tüm dünya için bir felaketti, fakat aynı zamanda Suzuki’nin dünya çocuklarını daha iyi eğiterek böyle bir felaketin tekrar yaşanmasını önleyen fikirleri için de bir katalizör olmuştur. Suzuki, savaşın korkunç sonuçlarını gören ve bu yüzden acı çeken masum çocuklara karşı müthiş bir merhamet duyuyordu. Bir tek keman haricinde hiç parası yoktu. Bu yüzden gördüğü bütün çocuklara, kazanç için değil, geleceğe dair umut vermek için çaldı.

Yetenek Eğitimi

1945 tarihinde Suzuki, kızkardeşinin ailesiyle beraber Matsumoto’ya taşındı. Orada, yeni açılan Matsumoto Müzik Okulu’nda öğretmen olmak için anlaştı. Hala kendisini kuvvetli hissetmemesine rağmen Suzuki, çocuklarla paylaştığı küçük bir keman ile çalışarak eğitim araştırmalarını yeniledi. Çocukların anadil öğrenme yollarını örnek aldı ve keman repertuvarına uygulaması çok zamanını aldı. 1946’da Suzuki, bu yöntemini “Yetenek Eğitimi” olarak adlandırdı.

Suzuki’nin düşüncelerinde ki ilk sırayı her zaman çocuklar aldı. Onlarla çalışmaya başlamadan önce, genelde sınıf kapısının önünde bir kaç dakika durup: “onlarla daha iyi iletişim kurmak için, bir çocuk gibi düşünmek zorundayım” diye düşünürdü. Suzuki, sürekli olarak, çocukların yeteneklerini geliştirmek için araştırma yapardı.

Öğrencileri geliştikçe, Suzuki’nin çalışmaları Japonya genelinde yayılmaya başladı. Öğretmenler, Suzuki’nin yöntemini öğrenmek için Matsumoto’ya geldi ve ülke genelinde ki şehirlerde Yetenek Eğitim dallarını oluşturdu. Suzuki, özel yaz okullarından yararlanmaya ve 1950 yılının başlarında mezuniyet konserleri vermeye başladı, ve ilk yıllık konserini 1955 yılının Mart ayında gerçekleştirdi. Konserlere, Suzuki’nin, Japonya’nın her yerinden 1500’den fazla iyi eğitimli öğrencisi katıldı. Amerika’nın yaylı çalgılar öğretmenlerinde ilgi uyandıran, ilk defa 1958 yılında Amerika’da gösterilen, bu konserin filmi olmuştur.

Dünya Çapında Büyüyen İlgi

1963 tarihinde, Tokyo’da gerçekleştirilen Müzik Eğitimi için Uluslararası Derneği’nin konferansı, dünyadaki müzik eğitmenlerini hayret içinde bıraktı, ve Suzuki, Bach İki keman için Re minör Konçertosu ve Vivaldi La Minör Keman Konçertosu’nu 500 öğrencinin çalmasını sağladı. Bir sonraki yıl Suzuki, on öğrencisini, ABD’de Amerikan seyircilerini performanslarıyla büyüledikleri bir tura götürdü. Bunu, Amerika’ya ve Avrupa ülkelerine yapılan turlar takip etti.

Suzuki’nin çalışmaları Japonya dışında da tanınmaya başlayınca, diğer birçok ülkeden müzisyenler ve eğitmenler, yöntemi gözlemlemek için küçük dağlık bir kasaba olan Matsumoto’ya gelmenin yollarını buldular. Suzuki, herzaman öğrencilere ve stajyer öğretmenlere kendi evinde öğretti, ve 1967’de açılan Yetenek Eğitim Enstitüsü binası, bu yabancı ziyaretçilere konaklama olanağı sağladı.

Suzuki artık altmışlı yaşlarında olmasına rağmen, öğrencilerle ve öğretmenlerle çalışmak için çok seyahat etti. Waltraud’da, Suzuki’nin çalışmaları hakkında açıklama yapmak ve soruları cevaplamak için dünya’yı dolaştı, ve Suzuki’nin eğitiminin arkasındaki felsefeyi anlattığı Nurtured by Love kitabını çevirmek için çok çalıştı. İlk İngilizce çevirisi 1969’da yayımlandı ve daha sonra Suzuki’nin değişik milletlerden olan dinleyici ve okurlarına, düşüncelerine direkt ulaşabilme imkanını veren birçok başka dile çevrildi.

İlk Uluslararası Suzuki Konvensiyonu, 1975’de Hawaii’de gerçekleştirildi. Yoğunlukla Japonya’dan, ABD’den ve Kanada’dan katılım oldu. Bu konferans, dünyanın çeşitli yerlerinden bütün öğretmenlerin katıldıkları ve birçok bölgesel konferansa örnek olan onüç konferansın ilkiydi. Uluslararası Konvensiyonlar farklı ülkelerden olan öğretmen ve öğrencilere, Suzuki’nin umduğu gibi, müziğin diliyle kültürel ve dilsel engellerin üstesinden gelerek, beraber çalışma ve çalma olanağı sağladı.

Suzuki’nin Bugünkü Metodu

Suzuki’nin, müziği araç olarak kullanarak, anadil metoduyla barışı ve anlayışı öğretme fikri zamanla benimsendi. Çalışmaya başladığı dönemden itibaren, Asya, Avrupa, Avustralya, Africa ve Amerika’da ki kırktan fazla ülkede bulunan yüzbinlerce anlayışlı veli ve öğretmenler, Dr. Suzuki’nin, doğru eğitim ve iyi müzikle sevgi dolu insanlar büyütme çabasına katıldılar.

Suzuki’nin öğretmenler ve veliler dernekleri, yıllar içinde dünyanın çeşitli bölgelerinde, Suzuki’nin felsefesi ve eğitim fikirleriyle daha derin ilgilenenler için, beraber çalışma kulvarları sağlamak amacıyla kuruldu. Suzuki’nin anadil yaklaşımının dünya çapında kabulüyle, Suzuki, uluslararası iletişime katkı sağlayacak bazı yöntemler oluşturmak istedi, ve 1983’te Uluslararası Suzuki Derneği’ni kurdu.

Suzuki ve Çalışmalarının Etkisi

Suzuki’nin çocukları eğitim fikirleri, dünya çapında, müzik eğitiminin ana temasıyla birleşti. Suzuki’nin birçok öğrencisinin profesyonel müzik hayatında ki başarısına rağmen, Suzuki’nin birinci hedefi profesyonel müzisyenler yetiştirmek değil, çocukların karakter ve duygularını geliştirmekti. Onun hedefi bütün çocukların mutluluğu için çalışmaktı ve dünyadaki bütün eğitimcileri, her çocuğun içinde büyük bir potansiyelin var olduğuna ikna etmek için yorulmadan çalıştı.

Shinichi Suzuki 26 Ocak 1998’de Matsumoto’da ki evinde öldü. Ölümü, onun keman yeteneğinden, eğitiminden, felsefe ve yardım severliliğinden yararlanan tüm dünyadaki insanları yasa boğdu. Suzuki 1994’te Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Ödül kendisine verilmemesine rağmen, yaşamından ve çalışmalarından çok fazla şey öğrenen binlerce insanın sonsuz minnetini kazandı. Suzuki bütün insanların müthiş yetenekleri olduğuna ve bu yetenekleri sevgi ile beslemenin önemine inandı ve bu düşüncelerini miras bıraktı.

Önyargının, zalimliğin ve aynı zamanda savaşın bir kurbanı olan Pablo Casals, 1961’de Tokyo’da, Suzuki’nin yüzlerce öğrencisinin çaldığı bir konseri dinledikten sonra, gözleri yaşlı ve duygu dolu titrek bir sesle sahneye çıktı, ve dedi ki:

“Burada bulunduğum her an için kendimi çok şanslı görüyorum. Daha iyi bir dünyayı arzulamanın kalbi burada kanıtlanmıştır. Ve beni en çok etkileyen şey ise; bu ülkede yetişkinlerin en büyük arzularının, küçüklere yardım etmek ve onlara onur dolu duygular ve iyilikler öğretmek olmasıdır. Bunlardan biri de müziktir. Onları müzikle eğitmek, onların müziğin sadece bir dans etme aracı veya geçici bir zevk değil, müziğin yüksek bir olgu olduğunu ve hatta dünyayı kurtaracak şeyin müzik olacağını öğretmek gerekir.”

Hazırlayan: Julide Yalçın, Suzuki Müzik Eğitim Derneği Kurucusu

Bir cevap yazın